“Babam yanımdayken yıldızlara ulaşabilirim.” Soosh
Tam da böyledir çocuklar için babaları. Babası yanında olan bir çocuğun süper kahramana ihtiyacı yoktur. Onu koşulsuz sevecek, güçlü kollarıyla sarıp sarmalayacak, olmazları olur kılacak, daima koruyup kollayacak bir kahramanları vardır zaten.
Sonsuz bir güven hissi duyar çocuklar babalarının yanındayken. Dünya yansa onlara hiçbir şey olmasına izin vermeyecek bir kahramanın kollarında nasıl güvende hissetmesinler ki?
En akıllı, en güçlü, en güvenilir… bütün güzel “en” ler kendi babasında toplanmıştır bir çocuğun gözünde. Bu yüzdendir arkadaşları arasında yaptığı baba yarışları, “Benim babam senin babanı döver!” iddiaları.
Bir çocuğun dış dünyayla olan ilişkisi en çok babası üzerinden şekillenir. Anne zaten kendinden olan, ayrılmaz bir parçadır. Fakat baba dışardan biridir. Eğer bir çocuk babasıyla güvenli bir ilişki geliştirebilirse yetişkin olduğunda da sağlıklı ve güvenli ilişkiler geliştirmekte zorlanmayacaktır. Sadece diğerlerine olan güven mi? Kişinin özgüven geliştirmesinde de babasıyla olan ilişkisi önemli bir anahtardır.
Baba-evlat sevgisinin ve ilişkisinin bunca güzel yanından söz etmişken tadımızı kaçırmayı hiç istemem ama biliyoruz ki bazı çocuklar babalarına güven duymadıkları gibi bu dünyada en çok onlardan korkuyorlar.
“Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya.” diyor Şükrü Erbaş “Aynı Yürek Lekesi” isimli şiirinde.
Bazı babalar, saygıyı korkutarak kazanacağını düşündüğünden bazı çocukları güvensiz yapıveriyor. Tehlikelerle dolu koskoca bir dünyanın içinde savunmasız hisseden çocuklar yetiştiriyorlar.
Bazı çocukların onları koruyup kollayacak bir süper kahramanları hiç olamıyor. Onlar bırakın kahramanı evlerinde en büyük tehlikeyle yaşıyorlar, babalarıyla…
Bu çocukları çekingen ve diken üstündeki hallerinden tanırsınız. Göz teması bile kurarken titrer ürkek kalpleri. Babalarını referans alıp dünyanın güvenilmez bir yer olduğuna çoktan kanaat getirmişlerdir. Yetişkin olduklarında da birinin güvenilir olduğuna inanmak veya kendine güvenebilmek onlar için oldukça zorlu bir yolculuktur.
Sevgi ve güven yerine korku veren bir babayla büyüyen Franz Kafka, yetişkin olduğunda babasına şöyle seslenmiştir:
“Senin karşında kendime olan güvenimi kaybettim. Kendime olan güvenim yerini sınırsız bir suçluluk bilincine bıraktı. Başka insanlarla bir araya geldiğim zaman değişemiyor, onlara uyum sağlayamıyorum.”
Bir de babasını erkenden kaybedenler var. Her baba ölümü erkendir zaten.
Amerikalı Bailey Sellers isimli genç kız da henüz 16 yaşındayken kanserden babasını kaybediyor. İlginç ve tatlı olan şu ki; genç kız babası öldükten sonraki 5 yılda her doğum gününde babasından bir çiçek ve not alıyor. Çünkü baba ölmeden önce bir çiçek firmasına 5 yıllık ödeme yapıyor ve kızı için notlar hazırlıyor. İşte o notlardan birkaç satır:
“Bu mektup, seninle yeniden buluşuncaya kadar gönderdiğim son not olacak”
“Benim için gözyaşı dökmeni istemiyorum canım kızım. Çünkü daha iyi bir yerdeyim.”
“Sen her zaman bana verilen en değerli mücevher olarak kalacaksın.”
“Bugün 21. doğum günün. Kendine ve annene karşı her zaman dürüst ol.”
“Mutlu ol ve hayatının tadını çıkar.”
“Hep seninle olacağım, hayatının dönüm noktalarında ben de yanında olacağım, sadece etrafına bak… Ben baktığın yerdeyim.”
“Seni seviyorum Boo Boo. Doğum günün kutlu olsun!!!! Baban”
Bir babanın evladına bıraktığı satırları konuşmuşken Charlie Chaplin’ in kızına yazdığı mektuptan da söz etmemek olmaz. Bu mektup oldukça uzun ve anlamlıdır. Tamamını okumanızı tavsiye ederek son satırlarını sizinle paylaşmak istiyorum.
“Charlie yaşlandı Geraldine, artık çok yaşlandı. Sen er ya da geç, beyaz elbiseler yerine siyahlar giyip mezarıma geleceksin. Şimdi seni üzmek istemiyorum ama arada bir aynaya bak… Aynada beni göreceksin. Damarlarında benim kanım dolaşıyor. İstiyorum ki, benim damarlarımdaki kan akmaz olduğunda baban Charlie’yi unutma! Ben bir melek değildim, ama her zaman insan olmak için çaba harcadım… Sen de öyle yap! Seni Öpüyorum Geraldine…
(…) Baban Charlie Chaplin-1965”
Bu sıcak satırlar Yeni Türkü’ nün seslendirdiği o meşhur şarkıyı getiriverdi aklıma.
“Baba bir masal anlat bana
İçinde denizle balıklar
Yağmurla kar olsun, güneşle ay
Anlatırken tut elimi
Uykuya dalıp gitsem bile
Bırakıp gitme sakın beni”
Babalar günü yaklaşıyor.
Çocuğuna korkudan değil güvenden bir dünya inşa eden, ona koşulsuz sevgisini sınırsızca sunabilen, “Babam varken bana hiçbir şey olmaz!” hissini evladına yaşatabilen, babalığın hakkını veren bütün babaların babalar gününü kutlarım.
İyi ki varsınız süper kahramanlarımız!