Ramazan-ı şerifin başı rahmet yani Cenabı Hakkın kullarına merhamet ettiği, yardım ettiği; ortası mağfiret yani kulun günahını örtüp kusurlarını bağışladığı; sonu da cehennem azabından kurtuluş yani cennete gitmeyi hak edebileceğimiz günlerdir. Rabbimizin bize cehennem azabından kurtulmamız için lütfettiği özel günlerindeyiz. Bizlere nimetlerini bahşeden, sayısız lütuflarla bize rahmet eden, bağışlanmamız için bizlere fırsatlar yaratan ve bizleri bu mübarek günlere kavuşturan Rabbimize sonsuz şükürler olsun.
Sevgili Peygamberimiz, Ramazanın son on gününde, her zamankinden daha fazla ibadet eder, aile fertlerini de ibadet için uyandırırdı. Bu günler, dünyevi meşguliyetlerden sıyrılıp bütün vaktimizi ibadete, iyiliğe ayırmamız gereken itikâf, sadaka-i fıtır, zekat ve Rabbimizin bin aydan daha hayırlı kıldığı Kadir gecesini içinde barındıran fırsat günleridir.
Dinî bir terim olarak itikâf akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına gelmiş bir Müslüman'ın beş vakit namaz kılınan bir mescitte ibadet/Allah'a yakınlık elde etme niyetiyle bir süre durması demektir. Peygamber efendimizin en önemli sünnetlerinden biri olan itikaf ibadetini yapmak isteyenler Ramazan’ın son on gününde camilere kapanarak, buna imkanı olmayanlar da daha kısa süreli evlerinde, müsait ortamlarda Ramazan ayını daha anlamlı ve verimli bir şekilde geçirmek için bayrama kadar, dünya telaşından uzaklaşıp Allah rızası için gece gündüz ibadet ederek bu fırsatı değerlendireceklerdir.
Ramazanın bu son günlerinde eda etmemiz gereken ibadetlerden biri de sadaka-i fıtırdır. Toplumumuzda fitre olarak bilinen fıtır sadakası, Ramazana kavuşmanın, bayrama erişmenin şükrüdür. Fıtır sadakası, dayanışma ve paylaşma bilincinin toplumun tamamına yayılmasına vesiledir. Fitrelerimiz ihtiyaç sahibi kardeşlerimizi, Rabbimizin bizlere emaneti olan yetim ve öksüzleri, darda, zorda olan tüm mü’minleri hatırlamak, yüzlerinde tebessüm oluşturmak için fırsattır.
Kadir gecesi “Leyletü’l-Kadr” şeklinde Kur’an-ı Kerim’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılır. Bu gece kendisinin önemine binaen hakkında sure indirilen bir gecedir. Kadir gecesinin ne olduğunu, ne anlama geldiğini, bu gecede hangi önemli olayların cereyan ettiğini, hayatımızın nasıl değişikliklere uğrayacağını ve daha nice sırrına vakıf olamadığımız hususları Yüce Allah, Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır. “Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” Kur’an-ı kerimin önemi yine ayeti kerimlerde şu şekilde buyrulmuştur:“...(Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır”. “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllere bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.” “...Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.”
Kadir gecesinin zamanı ile ilgili bir hadiste Efendimiz şöyle buyurmaktadır. "Kadir gecesini ramazanın son on günü içinde arayınız!", Konu ile ilgili rivayetler arasında; Kadir gecesinin, Ramazanın son on gününde, sayıları tek olan gecelerin içinde ve bu tek sayılı gecelerden de 27. gecede olduğu rivayeti tercih edilmiş ve asırlardan beri müminlerce bu zamanda kutlana gelmiştir. Kadir gecesini önemli kılan en temel faktör Yüce Rabbimizin bizlere bildirdiği üzere, Kur’an-ı Kerim’in kendisinde indirilmeye başlanmasıdır.
Kadir gecesi Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin (s.a.s.) Peygamberlik vazifesinin başladığı gecedir. Ramazanı on bir ayın sultanı, Kadir gecesini bir ömre bedel kılan, Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an Rabbimizin kullarına en büyük nimeti ve rahmetidir. Sözlerin en doğrusu ve en güzelidir. Müminlere şifadır, hakkın ve hakikatin kaynağıdır; ilim ve irfanı, edep ve hayâyı, helal ve haramı, adalet ve merhameti öğreten bir hidayet rehberidir. Kur’an-ı Kerim son ilahi mesajdır. İnsanlığı yanlıştan doğruya ulaştıran, dünya ve ahiret huzuru sağlayan son ve değişmeyen, kıyamete kadar da değişmeyecek olan tek kutsal kitaptır. Yüce Allah “... Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.” buyurmuştur. Bu ayda Sevgili Peygamberimiz, Cebrail (a.s.) ile Kur’an-ı Kerimi okumuş, mukabelede bulunmuşlardır.
Bu gece, ihya edildiği zaman bin aydan, bir ömürden daha hayırlı olan, Yüce Rabbimizin inayetiyle meleklerin, Cebrail (a.s.) yeryüzüne indiği, Kur’an-ı Kerimin doğum günüdür. Ramazanın bu son günlerinde ve özellikle kadir gecesinde, Tövbe ve istiğfarda bulunalım. Bu gün ve gecelerde Kur’an-ı Kerimi bizler de gönlümüze indirelim. O’nun manevi feyzinden istifade edelim. Okuyalım, anlayalım ve hayatımıza aktaralım. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir”
Allah Resûlü bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: “İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir gecesini ihya edenin geçmiş günahları affedilir.” Bu gecede dua etmek, sadece kendimiz için değil; şifa bekleyen hastalara, derdi kederi olana, aç açık olana, savaşta, sıkıntıda, zorda olana, kısaca bizden dua bekleyen, duaya ihtiyacı olan ümmeti Muhammede de dua etmek, iyilikte bulunmak yapacağımız ibadetlerden olmalıdır.
Hz. Aişe Validemiz (r.a.) Efendimize şöyle bir soru yöneltmiştir: Ey Allah'ın Resulü! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim? diye sordum. "Allahım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni bağışla! diye dua et" buyurdu. Bu gün ve gecelerde mutluluğumuzu, maddiyatımızı paylaşalım. Bizde olanları olmayanla ulaştıralım. Bugünler özellikle zekatımızı dağıttığımız günler. Bu günler Ramazan Bayramından önce verdiğimiz sadaka-i fıtır günleri. Bu günler yardımlaşma günlerimiz. Kadir gecesinde ve gündüzünde bu yardımlaşmayı gerçekleştirirsek, ihtiyaç sahiplerine ihtiyaçlarını ulaştırabilirsek bu önemli günden daha azami şekilde istifade edebiliriz.
İnsan boşuna yaratılmadığı gibi, yaratıldıktan sonra da başıboş bırakılmamıştır. Bunu idrak eden bir Müslüman, yalnızca Allah’a kulluk eder. Her türlü kibir ve gösterişten uzak durur, ihlas ve samimiyet içinde yaşar. İman ederek verdiği sözü, ibadetleriyle ve Kur’an ahlakıyla hayatına yansıtır. Hâlis dindarlık yalnız Allah için olanıdır. Allah merhametlidir, merhamet edeni sever. Allah affedicidir, affedenleri sever. Allah kusurları bağışlar, duaları kabul eder. Namaz dinin direği, gözümüzün aydınlığıdır; dünya ve ahiret mutluluğunun anahtarıdır. Ramazan ayının bu son günlerini bu şuur ve bilinçle, daha fazla ibadetle, hayır ve iyilikle değerlendirmeye özen gösterelim. Rabbim bütün ibadet, dua ve iyiliklerinizi kabul etsin. Allah’a emanet olun.