Ramazan-ı şerifimiz mübarek olsun. Bizleri bu aya ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senalar, Ramazan’ın kıymetini bizlere öğreten Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya salat ve selam olsun.
Başkanlığımız 2025 yılının Ramazan ayı temasını “İyilik Ayı Ramazan” olarak belirledi. Diyanet İşleri Başkanlığının toplumu din yönünden aydınlatma olan temel görevi tam anlamıyla bir iyilik hareketidir. Bu açıdan Ramazan ayı din görevlilerinin iyiliğe önderlik eden bir kadro olarak toplumda daha yoğun hizmete soyundukları ay olmaktadır. Mukabelelerden, teravih namazlarına, fitre, fidye ve zekatların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasına, vaaz ve irşat faaliyetlerine kadar çok geniş bir yelpazede hizmet sunulmaktadır.
İyilik, Allah’ın rızasını kazanma arzusuyla O’nun bahşettiği nimet ve imkânları paylaşmaktır. Muhtaçlarla, mazlumlarla, mahzun gönüllerle beraber olmak; onlara değer vermektir. Herkese gönlünü açmak, menfaatsiz, çıkarsız sevmek ve Allah’ın ihsan ettiği nimetlerden ihsan bilinciyle vermeyi bilmektir. İyilik kavramı yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Birr, Cûd, Hayr, İhsan, İkram, İnfak ve Îsâr terimleri ile ifade buyrulmaktadır. Toplumumuzda en çok iyilik, hayır ya da yardımlaşma kelimeleri ile karşımıza çıkmaktadır. Bu kavramların hem ortak hem de farklı boyutları bulunmaktadır.
Ayet-i kerimede iyiliğin ne olduğuna yönelik olarak sayılan erdemleri üç noktada toplayabiliriz: Birincisi iman, inanç sağlamlığı ve doğruluk. İkincisi, infak: mal sarf etmek, paylaşım. Üçüncüsü: İbadet, sabır, vefa, sadakat ve özveri / feragat. Cenabı Hakk “İnanan ve iyi işler yapanlar halkın en hayırlıları, en iyileridir.” buyurmaktadır. Önce iman etmek, sonra iyi işler yapmak, iyiliğin ve iyilerin niteliği olarak bildirilmiştir. Yüce kitabımızda genellikle inanmak ve iyilikler yapmak daima birlikte zikredilir. Dinimize göre asıl iyilik, âhirette de geçerli olan iyiliktir.
İnsan kerem sahibi, mükerrem bir varlıktır. İyi insan olmak, iyilik yolunda yürümektir. İslam’ın temel hedeflerinden biri, yeryüzünde iyiliği, güzelliği ve güzel ahlakı yaymak; kötülüğü ve çirkinliği de ortadan kaldırmaktır. İyilik çizgisinde yaşamak ve iyiliğin egemenliğinde yaşanabilir bir dünya inşa etmek, Müslümanların iman ve kulluk görevidir. Allah’ın mülkü üzerinde tasarrufta bulunurken diğer varlıkların hakkını da gözetmek mecburiyetindeyiz. Bu durum, iyiliğin ve iyi insan olmanın en temel şartıdır. Cenab-ı Hak, insanı cimrilikten, bencillikten sakındırarak bütün mahlukata karşı iyilik yapmaya yöneltmekte, iyilik ve takvada yardımlaşmayı emretmektedir.
İnsanların iyilikten, adaletten, merhametten, şefkatten uzaklaşmış olmaları günümüzün en büyük problemlerindendir. Zira iyilikten uzak kalmak, insanlıktan uzak kalmaktır; iyiliğe yabancı kalmak, insanlığa yabancı kalmaktır. Bizler hem dinimiz hem milletimiz, kültürümüz açısından iyilik medeniyetinin mensuplarıyız. Bugün bize düşen, bu inancı, ideali ve ahlakı bütün dünyaya egemen kılmaktır; yeryüzünde umudu, kardeşliği, sevgiyi çoğaltmaktır.
İyilik sadece Ramazan ayı ile sınırlı bir erdem değildir. İyilik her zaman ve her yerde aranan geçerli bir güzellik ve fazilettir. İyi olan iyilik yapar; iyilik yapan da iyi kabul edilir ve iyiler iyilik bulur. Ramazan, “iyiliği teşvik zamanı ve ortamı” anlamında iyilik ayıdır.
“İyilik Ayı Ramazan” ile iyi Müslüman’ı tanımlamak uygun olacaktır. İyi Müslüman, Allah’ın emrettiği, Hz. Peygamber’in yetiştirmek için gayret gösterdiği insandır, halkımızın ifadesiyle “göğsü imanlı, ağzı besmeleli ve Kur’anlı” olandır, bütün işlerini halis bir niyetle, Allah için yapabilendir, sorumluluk duygusu ve bilinci içinde yaşamayı ilke edinen ve bunu başarmak için içtenlikle çalışandır; düşünceleri, duyguları ve davranışlarıyla Peygamber (sav)’in öğreti ve uygulamalarına tam bir teslimiyetle bağlı olandır. Vahyi önceleyen bir düşünce ile hareket eden, Kitap ve sünnete göre Müslüman olandır. Bidat ve hurafeden uzak bir anlayış ile hayatını yaşayandır. Yanlışı doğruyu ayırt edebilendir. Allah’a kul olmayı en büyük şeref bilen ve gerçek dindar olma gayreti içinde olan kişidir. Maddi ve manevi ilerlemenin ve iyileşmenin güzel amel ve kulluktan başka geçerli bir yolu olmadığını kabul edendir. Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan, peygamber olarak Muhammed’den razı olan ve bu rıza çerçevesine sadık kalabilendir. “Hepiniz Allah’a giden doğru yolu tutun ve O’ndan bağışlanma dileyin...” ayetindeki istikamet çağrısına uyandır. Güzel ahlaklı olandır. Dünya ve âhiret mutluluğunun ancak İslam ile elde edilebileceğini bilen ve ona göre yaşayandır. Soyunu-sopunu/nesebini, memleketini öne çıkaran değil, âhiretteki hesapta işe yarayacak güzel ameller işlemek derdinde olan, hayatını bu yönde değerlendirmeye gayret edendir.
İyi Müslüman, bütün Müslümanları yani ümmeti Muhammedi kucaklayan bir gönül duyarlılığına sahip olandır. İyilikleri paylaşan, hayır işlerine gücü ölçüsünde koşandır. Müslümanlara eliyle ve diliyle zarar vermemeyi genel bir iyilik tavrı olarak benimseyendir. Özellikle diline, eline ve beline sahip çıkandır. Tüm Müslümanları kardeş bilendir. Din kardeşliğini önceleyen ve ihvan-ı İslam olma fikrine ve uygulamasına sahip çıkandır. Gerçeğin olduğu gibi ortaya konulması, savunulması ve yaygınlaştırılması için çalışan ve bunun bir bedeli olacaksa onu da üstlenmekten kaçınmayandır. Hak yanlısı olarak hayatını sürdürmeyi günün cihadı bilendir. Bir yılan deliğinden iki kere ısırılmayacak kadar uyanık ve dikkatli olandır. “İçine sinmeyen” veya “içinin ısınmadığı” konulardan uzak kalandır.
İyi Müslüman, iyileri dost edinen ve iyilerce dost edinilen, Allah’ın selamını esirgemeyendir. Boş şeylerle ne söz ne fiil ne de fikir olarak vakit geçirmeyendir. Hayatını korku ve ümit arasında yaşayan, ifrata tefrite düşmeyendir. Buhranlı zamanların, büyük fikirler için en uygun başlangıçlara sebep olduğunu bilen ve karamsarlığa düşmeyendir. Kendinden beklenenleri yerine getirmenin, kendi eksiğini tamamlamanın derdinde olandır. Laf ve iddia ile avunmayıp yaptıklarıyla iyiliğini ortaya koyandır. Dünyaya ve insanların imkânlarına karşı gözü ve gönlü tok olandır. Doyumsuzluğa ve dünyevileşmeye direnç gösterendir.
İyi Müslüman, kendi hatasını derhâl düzeltmenin peşinde olandır, kötülüğe iyilikle karşılık verebilendir. “İyiler elbette nimet içindedirler.” ayetinde bildirilen cennet yarışının yarışmacısıdır. İyiliği fert planından toplum planına çıkarmayı amaç edinen ve bunun için gücü yettiğince çalışandır. Zamanını “Müslümanın vakti, iyilik vaktidir” şeklinde değerlendirebilendir. İyi Müslüman, İslam’a göre dindar olan, dini, dinde olduğu gibi yaşayandır. Raabim kendine layık olan iyi kullardan eylesin hepimizi. Hayırlı Ramazanlar, hayırlı iftarlar diliyorum. Allah’a emanet olunuz.