Annesinin. Biraz gecike bileceği, bir komşu ziyareti nedeniyle evinde yalnız kalan Salih...    
Her zamanki dostlarına… şöyle bir baktı ellerini Rabbine açarak: 
-Allah’ım yalnızlık…  bir sana mahfuzdur ne olur yalnızlara gariplere yardım et, beni de  unutma” diye.
Dualar ediyor bir diğer taraftan da. 
Parmaklarına… diktiği Sevgi güllerini!… suluyordu.
Baş parmağı da her zamanki gibi gene fazla konuşmuyor. 
Badem parmağı akan yaşlarla çiçeklerini suluyor. Orta direk ise her iki tarafı idare etmeye çalışıyordu. Gül ağacı ve küçük bacıya gelince onlarda birlikte sohbet ediyorlardı.
Salih... Gül ve çiçekleriyle uğraşan dostlarına seslenerek:
-Haydi bana yaklaşın sizlere ilginç bir o kadarda ibretlik güzel bir anımı…  anlatayım” diye. 
Yalnızlığını anlattığı sohbetlerle kalabalıklaştırmaya çalışıyordu.
Küçük bacı gene civirdek sesiyle:
-Çabuk, çabuk ne olur hemen anlat” dedi.
Orta direk:
-Gürültü yapmayın arkadaşlar” diyesessizlik istiyordu. 
Salih… masasındaki kılıç çiçeğinin içinde yuvalanan karıncalarına daha önce verdiği ekmek kırıntıları ve peynir parçalarını tekrar kontrol ettikten sonra.
Zorluklarla ama yılmadan taşıyarakKarıncaların çektikleri zorlukları seyretmeyi bir kenara bırakarak sessizlik içinde Salih’i dinlemeye hazırlanan dostlarına… karşı iyice döndü.
Önce bir iç çekip bir anda kaşlarını hafif çattı ve kısık sesiyle anlatmaya başladı:
-Heyecan dolu güzel ümitlerle Memleketimize… hicret… ederek yani göç etmiştik.
Yeni kiralık olarak tuttuğumuz eve taşındık eşyalarımız henüz daha yerleşmemişti.
Evin ortasında yani yerde değişik renklerde boyanarak süslenmiş Kur an…  yazılı bir karton kağıt gördüm. 
Evin eşyalarını yerleştirmeye çalışan insanlar… yaptıkları işin telaşından o kağıttaki yazıları görmüyorlardı.
Ev sahibinin küçük torunundan rica ederek o Kur an yazısı olan karton…  parçasını bana vermesini istedim. 
Elime aldığımda üzeri tozlanmıştı bir bezle tozunu sildim etrafındaki reklam yazılarını da makasla keserek Kur an yazısı ve Türkçe meali kalacak şekilde ayarladım. 
Konuşmalarını sürdürürken gül ağacı Salih’in konuşmalarını kısada olsa keserek normal sestonuyla:
-Kartonun üzerinde ne yazıyordu? diye sorular soruyordu. 
Salih… engelliyemediği göz yaşlarını hafifçe elindeki havluya silerek tekleme sesiyle:
-La ilahe illallah Muhammed ün Resul Allah.
Yazıyordu.
Daha sonra ev eşyaları yerli yerince yerleştirildi. Annem halamla çarşıya alışverişe gitmek için hazırlanırken bende elimdeki o karton kağıtta Kur an  yazılı kağıdı uzatarak:  
—Bunu camlı bir şekilde çerçeve yaptırır mısınız” dedim, kabul ettiler. 
Daha sonra annemlerin alış veriş dönüşlerinde benim emaneti de getirdiler.
Sağ olsunlar, yaptırılan çerçevede çok güzel olmuştu evimin en güzel bir köşesine duvara astırdım. 
İçimde nedenini pek anlayamadığım bir takım duygulara… kapıldım.
İçimde değişik mutluluk ve güzel duygular oluşuyordu kendimi bir kuş gibi uçuyor hissediyordum. 
Küçük bacı… her zamanki gibi telaşlı, telaşlı sorular sormuyormuş gibi duruyordu daha fazla dayanamayarak kısık bir ses tonuyla:
Daha sonra ne oldu” diye Salih’e değişik sorular sordu.
Salih:
-Taşınma sonucunda günün yorgunluğu ve evi yerli yerince yerleştirmenin rahatı ve huzuru içinde akşam oldu. 
Kardeşlerim ve evi yerli yerince yerleştirmek için gelen halam… yani herkes  yataklarına istirahata çekildiler. 
Benim dikkatimi çeken bir şey vardı.
Yattığım o yatak yorgan sanki beni kucaklıyormuş gibi sarıp sarmalıyordu, bir taraftan da burnuma değişik hoş kokular… geliyordu.
O güzel duygular ve hoş kokularla uykuya daldım. “Evet dostlar daha da güzel ve ilginci hayırdır… inşallah oda rüyamda oldu” dedi ve soluklanmak için. 
Masasında bulunan sürahiden bir bardak su doldurdu besmele okuyarak üç nefeste içti hamd ve şükrünü tamamlarken. Baş parmak:
-Allah hayırlara vesile kılsın” diyerek Salih’in gördüğü rüyayı anlatması için tekrar sessizliğe büründüler.
Salih:
-Çarşaflı bir insan… Kadın mı erkek mi bilmiyorum elimden tutarak beni evin dışarısına çıkardı elleri firolans…  lambası gibi etrafa ışık saçıyordu. 
Yaz ayları olmasına rağmen her tarafta sarı, sarı Çiğdemler… açmış halbuki Çiğdemler yazın değil bahar aylarında açarlardı, her ney ise.
O çarşaflı insan tekrar elimden tutarak yurdumuzun ve tüm dünyaya yayılan Çiğdemleri… bana gösteriyordu.
Rüyasındaki gördüklerini de dostlarına sakin ve tane tane anlattıktan sonra:   
-Evet dostlarım rüyam da gördüklerimde işte böyle. Hayırlara vesile olur  inşallah” diyerek. 
Bir anlam veremediği hoş kokulu yatağı… ve ilginç rüyasını anlatmayı tamamladı. 
Salih’in bir anlam çıkartamadığı o taşınma… olayı ve ilginç rüyası… yıllar…  sonra tekrar gerisin geri Ankaraya taşındıklarında bir anlam veriyordu. 
Salih… yaşadıkları acı tatlı günlerini anlatan bir Kitap… yazıp yayınlattı yazdığı kitabın adı da.
Sarı Çiğdem’di. 
Yıllar önce gördüğü Çiğdemli… rüyası  gerçek olmuş.
Yazdığı o Kitab’ı yurdun… dört bir bucağında okunur olmuştu. 
Sarı çiğdem… kitabından sonra kendini daha fazla geliştirerek. Düven  dişleri… isimli ikinci kitabını yazdı ve diğer kitapları da… bir birlerini takip etti. 
Yazdığı bu kitaplar… yurt içinde ve yurt dışında Almanya, Hollanda hatta Amerika ve birçok devletlerde Sari Çiğdem… ve Düven dişleri kitapları… okunuyor ve gittiği her yere sevgi gülleri  saçıyorlardı.
Küçük bacı:
-Nasıl sevgi gülleri saçıyorlar, yani okuyucular neler diyorlardı? dedi.
Salih…  eline ulaşan sevgi dolu mektupların… arasından bir kaç tanesini seçerek ve yavaşça açarak dostlarına sırayla okumayı sürdürüyordu...!
Selam ve duayla.