Bundan yıllar yıllar önce Afganistan’dan kaçan mülteciler Pakistan sınırına dayanır. Savaştan kaçmışlar veya bir bakıma savaşamamışlar… Pakistan kendi içerisinde kapılarına dayanan binlerce belki de milyonlarca savaş göçebelerini ülkelerine alıp almamakta kararsız kalır. En nihayetinde ülkeye giriş yaparlar. Ve aradan uzun zaman geçer. Gizli bir el bu insanları silahlandırır. Pakistan iç savaşın eşiğine gelir. İçlerine aldıkları, barındırdıkları, doyurdukları, kendi insanından çok el üstünde tutukları savaş göçmenleri tarafından hançerlenirler…
Şaka değil…
Hikâye değil…
Senaryo değil…
Bunu Pakistan’ın o döneminin Başbakanı yıllar sonra İstanbul’da katıldığı bir konferansta anlatır.
Ve aradan yıllar geçiyor. Aynı kaderle şimdi de Türkiye sınanıyor.
Milyonlarca Suriyeli şu an Türkiye’de. Kimisi bir iş kurmuş, kimisi bir işe girmiş…
Bu insanlar Türkiye’ye yerleşmişler...
Çocuklarına bu ülkede bir gelecek sağlamanın bırakın hayalini kurmayı fiiliyatını ortaya koymuşlar, adımını atmışlar…
Yıllar sonrasını düşünebilir misiniz?
Otuz yıl sonra doğurganlık oranını düşündüğünüzde nasıl bir tabloyla karşılaşacağınızı tahmin edebiliyor musunuz?
Bu sayının kaç milyona ulaşabileceğini…
Şehirlerin, kentlerin, caddelerin, sokakların binaların nasıl istila edildiğini…
Ben size bir adım ilerisini söyleyeyim. Anadolu da bu insanlara toprak verilip, köyler, kasabalar kurulduğunu…
Olmaz demeyin…
Akla gelmeyen hayatımızın tam ortasında yer alıyor…
Düşündüğümüz bir başka yerde fiiliyata dökülüyor…
Kalabalıklaşan yığınların isyan çıkarmayacağını kim söyleyebilir?
Bunların sokaklara dökülmeyeceğini bilebilir miyiz?
“Biz de bu topraklarda ve hatta ülke yönetiminde hak sahibi olmak istiyoruz” demeyeceklerini nereden biliyoruz?
Böyle bir cümleyi kurup sokaklara döküldüklerinde ne yapabiliriz?
Tavrımız, halimiz, hareketimiz ve o zamandan bu zamana baktığımızda şimdi ki yöneticilere olan duygularımız ve düşüncelerimiz ne olur?
Evet. Türkiye, Pakistan ile yıllar sonra aynı kaderi paylaşıyor.
Türkiye’de de gizli bir elin bu insanları silahlandırmayacağını kim söyleyebilir?
Kim söyleyebilir tersi bir durumun olmayacağını?
Garanti verebilir misiniz bu insanların silahlanmayacağına?
Sokaklara dökülüp kargaşa ve kaos çıkarmayacağının sözünü verebiliriz misiniz?
Geride bıraktıkları bayraklarına özlem duymayacaklarını, bu topraklarda da aynı bayrağın dalgalanmasını istemeyeceklerini kim garanti edebilir?
Daha keskin bir cümle ile ifade edeyim.
Bu ülkenin bayrağından başka bayrak istemeyeceklerine ve bunun yanında hatta ve hatta toprak bölmeyeceklerine kim kefil olur?
Evet. Hiç kimse kefil olamaz.
Ve şunu da unutmayın herkes kendi mayasına, özüne çeker…