Yozgat’ın yeni ilçelerinden biri olan Çandır’ın tarihine dair merak edilen detaylar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Tarih araştırmacıları, Çandır’ın eski ismi ve tarihi kökeni hakkında çeşitli kaynaklardan bilgi edinmeye çalışıyor. Murat Durna’nın “Yozgat Yer Adları Üzerine Bir İnceleme” adlı çalışmasından elde edilen veriler, bu konudaki önemli ipuçlarını ortaya koyuyor.
Durna’nın araştırmasına göre Çandır, 1990 yılında 3644 sayılı kanun ile ilçe statüsüne kavuşmuş ve Yozgat’ın güneyinde, Kayseri ve çevre ilçelerle sınır komşusu olarak konumlanmıştır. İlçenin çok eski dönemlerine dair kesin bilgiler olmasa da, Bozok bölgesine hükmeden devletlerin Çandır’da da iz bıraktığı düşünülüyor.
TARİHÎ KÖKENLER VE KÜLTÜREL MİRAS
Anadolu’nun Türkler tarafından fethiyle birlikte Çandır, Selçuklular, Dulkadiroğulları ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir yerleşim alanı olarak varlığını sürdürmüştür. İlçenin tarihinde özel bir yere sahip olan Dulkadirli beyi Alaüddevle Bey’in oğlu Şahruh Bey, eşi adına Şah Sultan Hatun Türbesi'ni inşa ettirerek bu bölgeye tarihî bir eser kazandırmıştır.
Osmanlı dönemine ait 1530 yılı kayıtlarına göre, Çandır, Şam-bayadı kabilesine ait olup bölgenin vergi gelirleri, Şahruh Bey’in zaviyesine ve camiine vakfedilmiştir. Çelebi Mehmet döneminde Dulkadiroğulları’nın Osmanlı’ya bağlılığını bildirmesiyle Osmanlı topraklarına katılan Çandır, Yavuz Sultan Selim döneminde tam anlamıyla Osmanlı hâkimiyeti altına girmiştir. İlçenin 1558 yılında 18 Türk ve 81 Hristiyan vergi nüfusu bulunurken, 1576 yılında bu sayı Türkler için 40, Hristiyanlar için ise 129 olarak kaydedilmiştir.
ÇANDIR İSMİNİN KÖKENİ ÜZERİNE TEORİLER
Çandır adının kökeni hakkında çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre isim, Oğuzların Üç-Ok koluna mensup Çavındır boyundan gelmektedir. Diğer bir görüş ise “candır” kelimesinden türediği yönündedir. Üçüncü bir teori ise, Türklerin bölgeye ilk yerleştiklerinde bölgeyi beğendiklerini ve yerleşmeye karar verdiklerini belirten “Can dur” ifadesinden türediğini savunmaktadır.